top of page
Untitled design (1).png

Alberta Kanada’dan Ayrılır Mı? Petrol Parası Ülkeyi Bölmeye Yeter Mi?

  • Yazarın fotoğrafı: Ahsen Kahveci
    Ahsen Kahveci
  • 7 Oca
  • 3 dakikada okunur

07/01/2026

Editör: Ahsen Kahveci

Yerin altı petrol kaynıyor, gözlerde dolar işaretleri var. Ama bir de devletler var; çevre adına verilen sözler, iklim taahhütleri, gelecek nesiller için çizilen büyük planlar var. Ve elbette insanoğlu : refah isteyen, kazandığının kendi hakkı olduğuna inanan, “Bu parayı nasıl kazanacağıma da, nasıl harcayacağıma da yalnızca ben karar veririm.” diyen insan.


Bugün bu çatışmanın, Kanada’yı bölünmenin eşiğine getirebilecek kadar büyüdüğü bir yere bakıyoruz: Alberta’ya. Bu yalnızca bir Kanada hikâyesi değil;

  • kaynak

  • toplum

  • siyaset

refah dengesinin bozulduğunda neler olabileceğini gösteren evrensel bir örnek.



Kanada genellikle sakin siyasetiyle anılır. Büyük, geniş, sessiz bir ülke imajı vardır. Ancak 2025 itibarıyla bu sessizlik bozuldu. Batıda bir eyalet yüksek sesle konuşmaya başladı. “Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, biz ödüyoruz ama kazanan biz değiliz.” cümlesi, Alberta’dan yükselen itirazın özeti hâline geldi. Bu artık yalnızca bir ekonomik serzeniş değil; bu, bir ülkenin haritasını bile değiştirebilecek bir huzursuzluğun ifadesi.

Alberta sıradan bir petrol bölgesi değil. Burası dünyanın en büyük üçüncü petrol rezervine sahip.

Suudi Arabistan ve Venezuela’dan sonra gelen bu eyaletin toprağının altında yalnızca ham petrol değil; jeopolitik güç, enerji bağımsızlığı ve milyarlarca dolarlık gelir yatıyor. Yıllık yaklaşık 40 milyar dolarlık petrol geliri söz konusu ve bunun yaklaşık yarısı federal hükümete aktarılıyor. Ayrılıkçı söylem tam da burada sertleşiyor.

“Bu adil değil.” diyorlar. “Tek başımıza bir ülke olsak, dünya enerji liginde ilk beşte olurduk, dünyanın en zengin üç dört ülkesinden biri olurduk.”


Kanada’daki eşitleme ödemeleri sistemi teoride eyaletler arasında kamu hizmeti farklarını kapatmak için var. Ama Alberta’da bu sistem, yıllardır “biz üretiyoruz, başkaları harcıyor.” duygusunu besliyor. Özellikle 2015’te Alberta’nın federal kasaya 27 milyar dolar net fazla vermesi, eyalet siyasetinde kolektif bir travmaya dönüştü. Üzerine federal vergiler ve karbon vergisi de eklenince, “yeter artık” diyen bir toplumsal damar güç kazandı.

Kasım 2025’te Alberta Başbakanı Danielle Smith, Kanada Başbakanı Mark Carney ile kritik bir petrol boru hattı mutabakatına imza attı. Kağıt üzerinde bu anlaşma umut verici görünüyordu: günde 1 milyon varillik yeni bir boru hattı, emisyon sınırlarında geçici esneklik ve Batı kıyısındaki tanker yasağına olası istisnalar. Ancak bedeli ağırdı. Karbon vergisi ton başına 130 dolara yükseliyor, on milyarlarca dolarlık karbon yakalama yatırımı zorunlu hâle geliyor ve petrolün varil maliyeti ABD doları bazında 6 ila 10 dolar artıyordu. Muhalif Albertalıların tepkisi sert oldu: “Petrolümüz var ama rekabet edemiyoruz. Satamadığımız petrol için boru hattı ne işe yarar?” Bu anlaşma, ayrılıkçıların eline güçlü bir koz verdi.



2025 yazıyla birlikte ayrılık tartışması teorik olmaktan çıktı ve resmî sürece girdi. Halk girişimiyle referandum talep edildi. İlk soru mahkeme tarafından anayasaya aykırı bulundu, bunun üzerine eyalet hükümeti kuralları değiştirdi. İmza eşiği düşürüldü, süre uzatıldı, ön anayasa denetimi kaldırıldı. Aralık 2025’te onaylanan soru netti: Alberta, bağımsız bir devlet olmak üzere Kanada’dan ayrılmalı mı?

Kamuoyu yoklamaları karmaşık bir tablo çiziyor. Ayrılığı kesin isteyenler hâlâ azınlıkta. Ancak bu kesim giderek daha radikal hâle geliyor. İlginç bir paradoks da var: Ayrılık konuşuldukça Kanada’ya bağlılık da artıyor. Yani ülke bir yandan gerilirken, diğer yandan kendini yeniden tanımlamaya çalışıyor.

Bu tabloya göç meselesi de ekleniyor. Alberta bugün Kanada’da nüfusu artan nadir eyaletlerden biri. Gençler, göçmenler ve iş arayanlar buraya geliyor.

Ancak altyapı bu artışa yetişemiyor. Danielle Smith’in göçmenlere yönelik sert söylemi tam bu noktada devreye giriyor. “Önce çalış, vergi öde, sonra sosyal hak talep et.” yaklaşımıyla sağlık, eğitim ve sosyal yardımların statüye göre yeniden düzenlenmesi planlanıyor. Kimine göre bu bir kapasite ve sürdürülebilirlik meselesi, kimine göre ise ayrımcılığın kapısını aralayan bir adım. Bu söylem ayrılıkçı ruhla birleştiğinde, petrol yalnızca sınırları değil, toplumu da bölmeye başlıyor.

Bütün bu yaşananlar şu soruyu kaçınılmaz kılıyor: Bu gerçekten bir kopuş planı mı, yoksa federal hükümete karşı daha fazla pay almak için kullanılan güçlü bir pazarlık aracı mı? Her ayrılık tehdidi mutlaka ayrılıkla sonuçlanmaz. Ancak petrol gibi büyük ve eşsiz bir kaynağın paylaşımında adalet duygusu bozulduğunda, en sakin ülkelerin bile sarsılabileceğini Alberta örneği açıkça gösteriyor. Alberta gerçekten Kanada’dan kopar mı, yoksa bu kriz Kuzey Amerika’da ekonomi ve siyasetin yeniden yazılacağının bir işareti mi? Bu sorular yalnızca Kanada için değil; kaynağı olan, üreten ve “Neden paylaşayım?” diye soran herkes için geçerli.


(Bu konuyu ve daha fazlasını İrep Çakır’ın anlatımıyla izlemek ve gelişmelerinden haberdar olmak için The Voice of Canada YouTube kanalına davetlisiniz.)


 
 
 

Yorumlar


bottom of page